
Sessizliği Bozan Tabletler
Müzik, insanlık tarihi kadar eskidir. Atalarımız mağara duvarlarına resimler çizmeden çok önce, kemiklerden yapılmış flütlerle veya ritmik vuruşlarla duygularını ifade ediyorlardı. Ancak bir “şarkı”dan—yani belirli bir melodisi ve sözleri olan, tekrar edilebilen bir eserden—bahsettiğimizde işler değişir. Sözlü gelenek uçup gider, ancak yazı kalır.
Bugün arkeomüzikologların titiz çalışmaları sayesinde, binlerce yıl öncesine ait tozlu kil tabletlerin ve soğuk mezar taşlarının üzerindeki şifreleri çözebiliyor ve antik dünyanın seslerini yeniden duyabiliyoruz. Bu yazıda, sadece ritim tutmanın ötesine geçen, notalara dökülmüş dünyanın bilinen en eski müzik eserlerinin izini süreceğiz.
1. “En Eski” Karmaşası: Müzik mi, Notalama mı?
“Dünyanın en eski şarkısı hangisidir?” sorusunun tek ve basit bir cevabı yoktur. Bunun nedeni, müziğin kendisinin (örneğin 43.000 yıllık Neandertal flütü “Divje Babe” gibi) notasyondan (müziğin yazıya dökülmesi) çok daha eski olmasıdır.
Bir eseri “bilinen en eski şarkı” olarak tanımlayabilmemiz için arkeologların üç şeyi bir arada bulması gerekir:
Müzik aleti kalıntısı veya tasviri (neyle çalındığını anlamak için).
Sözler (eğer varsa).
En önemlisi: Notalama sistemi (melodinin nasıl gittiğini gösteren talimatlar).
Bu kriterlere göre elimizdeki en güçlü iki aday, Mezopotamya’dan gelen bir ilahi ve Antik Yunan’dan gelen bir mezar yazıtıdır.
2. Melodinin Doğuşu: Nikkal’e Hurri İlahisi (M.Ö. 1400 civarı)

Suriye’nin kuzeyindeki antik Ugarit kentinde (bugünkü Ras Shamra) 1950’lerde yapılan kazılarda, müzik tarihini değiştiren kil tablet parçaları bulundu. Bu tabletlerin üzerinde çivi yazısıyla yazılmış Hurrice metinler vardı.
Nedir? Bu tabletler arasında “h.6” olarak kataloglanan parça, dünyanın bilinen en eski notaya alınmış melodisini barındırıyordu. Bu, ay tanrıçası Nikkal’e adanmış bir ilahiydi.
Nasıl Çözüldü? Tabletin üst kısmında ilahinin sözleri, alt kısmında ise müziğin nasıl çalınacağına dair talimatlar vardı. Bu talimatlar, modern notalar gibi değildi; daha çok bir lir (antik bir telli çalgı) üzerindeki tellerin aralıklarını ve vuruş sayılarını tarif eden karmaşık bir matematiksel sistemdi.
Önemi: Hurri İlahisi tam bir şarkı olarak (başı ve sonu net olan) günümüze ulaşamamıştır, tablet kırıktır. Ancak, melodik bir yapının yazıya döküldüğü en eski kanıttır. Bugün yapılan rekonstrüksiyonlar, bu ilahinin hüzünlü ve meditatif bir havada olduğunu düşündürmektedir.
3. Eksiksiz En Eski Beste: Seikilos Epitafı (M.Ö. 1. veya 2. Yüzyıl)

Hurri İlahisi en eski melodi olsa da, “dünyanın en eski, eksiksiz ve çalınabilir şarkısı” unvanı, Türkiye topraklarından çıkan bir esere aittir.
Nedir? 1883 yılında Aydın-İzmir demiryolu inşaatı sırasında Tralleis (bugünkü Aydın) antik kentinde bulunan bir mermer mezar steli (mezar taşı).
Farkı Nedir? Hurri tabletlerinin aksine, Seikilos Epitafı (Ağıtı) mükemmel bir şekilde korunmuştur. Taşın üzerine kazınmış Antik Yunan harfleri hem sözleri oluşturur hem de bu harflerin üzerine konulan özel işaretler melodinin notasını ve ritmini net bir şekilde gösterir.
Mesajı: Bu sütun, Seikilos adında bir adamın, muhtemelen eşi Euterpe’nin mezarına yaptırdığı bir anıttır. Şarkının sözleri şaşırtıcı derecede modern ve dokunaklı bir “Carpe Diem” (Anı Yaşa) mesajı içerir:
“Yaşadığın müddetçe parla, Hiçbir şey için fazla üzülme. Hayat kısa bir süreliğine var, Zaman, vadesi dolanı geri alır.”
4. Diğer Önemli Parçalar ve Sümer Mirası
Hurri ve Yunan örneklerinin dışında, daha eski ama sadece parçalar halinde kalmış müzikal kanıtlar da vardır. Sümerlere ait (M.Ö. 1950 civarı) Nippur’da bulunan tabletler, müzik teorisine ve enstrümanların akort sistemlerine dair talimatlar içerir, ancak tam bir şarkı sunmazlar. Bu tabletler, müziğin Mezopotamya’da çok gelişmiş bir matematiksel ve ruhani sistemin parçası olduğunu kanıtlar.

Sonuç: Taşlara Kazınan Duygular
Bugün Spotify listenizdeki bir şarkıyı dinlerken hissettiğiniz duygularla, 3400 yıl önce Ugarit’te bir tapınakta Nikkal İlahisi’ni dinleyen birinin hissettikleri muhtemelen çok farklı değildi. Müzik, binlerce yıldır insanın korkularını, aşklarını ve varoluşsal sancılarını ifade etmenin en güçlü yolu olmuştur.
Hurri İlahisi ve Seikilos Ağıtı, sadece arkeolojik buluntular değildir; onlar, antik dünyadan bize uzatılmış birer eldir ve insanlığın ortak kültürel hafızasının sesli kanıtlarıdır.





Yorumlar