Dvořák, 1892 yılında New York’taki Ulusal Müzik Konservatuvarı’nın direktörü olarak Amerika’ya davet edildiğinde, aslında kendisine bir görev verilmişti: Amerikan ulusal müziğinin kimliğini bulmasına yardım etmek.
Beste Yılı: 1893.
Prömiyer: Carnegie Hall
Temel Fikir: Dvořák, Amerika’nın kendi öz müziğini Avrupa geleneklerinde değil, Kızılderili melodilerinde ve Afro-Amerikan spiritüellerinde araması gerektiğini savunuyordu.
| Bölüm | Karakter | Öne Çıkan Özellik |
| I. Adagio – Allegro molto | Dinamik ve Meraklı | Amerika’ya varışın heyecanı ve ana tema. |
| II. Largo | Melankolik ve Nostaljik | Meşhur İngiliz kornosu solosu; “Goin’ Home” teması. |
| III. Scherzo | Hareketli ve Ritmik | Kızılderili danslarından (Hiawatha’nın Şarkısı) esintiler. |
| IV. Allegro con fuoco | Görkemli ve Kararlı | Tüm temaların birleştiği epik final. |
Pek çok kişi 2. bölümdeki o meşhur melodinin anonim bir halk şarkısı (spiritüel) olduğunu sanır. Oysa o melodi tamamen Dvořák’a aittir. Daha sonra öğrencisi William Arms Fisher bu melodiye söz yazmış ve eser bir halk şarkısıymış gibi dünyaya yayılmıştır.
Neil Armstrong, 1969 yılında Apollo 11 göreviyle Ay’a giderken yanına Yeni Dünya Senfonisi’nin kaydını almıştır. İnsanoğlunun “yeni dünyaları” keşfetme tutkusuna daha iyi bir eşlikçi olamazdı herhalde.
Dvořák bu eseriyle aslında şunu kanıtlamıştır: Kendi köklerine sadık kalarak başka bir kültürün ruhunu anlamak ve bunu evrensel bir dille (senfoni formuyla) anlatmak mümkündür.











