Ana sayfa » Müzik Eğitimi » Mandolinden Günümüze Müzik Eğitimi: Okullarda Blokflüt mü, Melodika mı?
melodika-flut

      Türkiye’de okul müziği eğitimi denince, belli bir yaşın üzerindeki neslin aklına (ve belki de parmak uçlarına) tek bir enstrüman gelir: Mandolin.

    Cumhuriyet’in ilk yıllarından başlayıp Köy Enstitüleri geleneğiyle zirveye ulaşan, 80’li yılların sonuna kadar müzik sınıflarının baş tacı olan mandolin, aslında çok sesli müziğe geçişte harika bir araçtı. Ancak zamanla bu enstrüman yerini diğerlerine bıraktı. Bu değişimin arkasında pedagojik sebeplerden çok, ekonomik gerçekler yatıyordu.

Mandolin

    Ahşap işçiliği gerektiren, telleri ve burgularıyla “pahalı” bir enstrüman olan mandolin, her ailenin bütçesine uygun değildi. 80’li yıllarla birlikte plastik sanayisinin gelişmesi ve blok flütün son derece düşük maliyetlerle üretilmesi dengeleri değiştirdi. Neredeyse sembolik rakamlara satılan blok flütler, “her öğrenciye bir enstrüman” hedefini ekonomik açıdan mümkün kıldı. Ancak bu değişim, mandolinin o zengin tınısının ve çocukların hem çalıp hem söyleme geleneğinin sınıflardan silinmesine neden oldu.

Mandolinin o nostaljik devri kapanırken, sahneye “ekonomik olan” Blok Flüt çıktı. Son yıllarda ise ona güçlü bir rakip olarak “Melodika” eklendi.

Peki, mandolinin mirasını devralan bu iki enstrüman günümüz şartlarında ne kadar etkili?

1. Blok Flüt: Ekonomik ve Disiplinli

Blokflüt

Blok flüt (recorder), sadece plastik bir okul çalgısı değil, Barok dönemden günümüze uzanan köklü bir geçmişe sahip ciddi bir enstrümandır. Mandolinden sonra tahtı devralmasının en büyük sebebi, kalabalık sınıflarda en uygun maliyetli çözüm olmasıydı.

  • Artısı: Diyafram ve nefes kontrolünü öğretir. İnce motor becerilerini (parmakları) geliştirir. Çok ekonomiktir.

  • Eksisi: Yanlış üflendiğinde çıkan tiz sesler sınıfı yorar. Tek seslidir (akor çalınamaz).

2. Melodika: Görsel ve Modern Yaklaşım

Son yıllarda popülaritesi artan melodika, üflemeli ve tuşlu çalgıların bir hibritidir. Mantık olarak piyanoya benzer.

  • Artısı: Notalar görseldir, teori öğretimi çok kolaydır. Tuşa basınca doğru ses hemen çıkar, öğrenci motive olur. Çok seslidir (akor basılabilir).

  • Eksisi: Taşıması flüte göre daha zordur. Hortum temizliği gerektirir.


3. Kritik Bir Kayıp: “Hem Çalıp Hem Söylemek”

    Blok flüt veya melodika arasında seçim yaparken genelde gözden kaçan, ancak müzik eğitimi için hayati olan ortak bir dezavantaj vardır: Şarkı Söyleme Engeli.

    Mandolin (veya gitar, piyano) eğitiminde öğrenci, enstrümanı çalarken aynı zamanda şarkının sözlerini söyleyebilir. Bu, “eşlik etme” becerisini geliştirir, ritim duygusunu pekiştirir ve öğrencinin şarkıdan kopmamasını sağlar.

Ancak hem blok flüt hem de melodika nefesle çalındığı için, öğrencinin ağzı enstrümanla meşguldür.

  • Çocuk çalarken şarkı söyleyemez.

  • Sınıf, enstrüman çalarken “sessizleşir” (vokal anlamda).

  • Şarkı sözleri ve melodi arasındaki bağ, çalma esnasında kopukluk yaşayabilir.

Bu durum, okul şarkılarının sözlerinin ezberlenmesini ve içselleştirilmesini mandolin dönemine göre biraz daha zorlaştırmıştır.

Sonuç: Asıl Mesele Enstrüman mı, Mekan mı?

    Ekonomik şartlar ve pratik sebepler mandolini sınıflardan uzaklaştırmış olsa da, müzik eğitiminin nihai amacı çocuğa müziğin mantığını ve sevgisini aşılamaktır.

    Eğer teknik bir “öncelik” belirlememiz gerekirse; günümüz modern müzik eğitiminde Melodika, görsel teori ve armoni (çok seslilik) kazanımları açısından Blok Flüt’ün bir adım önündedir.

    Ancak, bu makalede tartıştığımız “gürültü sorunu”, “şarkı söyleyememe engeli” veya “dikkat dağınıklığı” gibi sorunların temelinde yatan, genellikle göz ardı edilen çok daha büyük bir ihtiyaç vardır.

Unutulmamalıdır ki; en iyi enstrüman bile yanlış mekanda değerini yitirir.

    30-40 öğrencinin standart bir sınıfta, sıralar üzerinde, aynı anda üflemeli bir çalgı çalmaya çalışması hem öğrenci hem de öğretmen için pedagojik açıdan çok yorucudur. Ortaya çıkan ses kaosu, müziğin estetiğini gölgeleyebilir.

    Bu nedenle, Türkiye’deki müzik eğitiminin kalitesini artıracak asıl devrim, enstrüman seçiminden ziyade, her eğitim kurumunda mutlaka ses yalıtımı yapılmış, donanımlı ve sadece bu derse ayrılmış bir ‘Müzik Odası’nın (Müzik Atölyesi) varlığıdır.

Müzik Atölyesi

    Çocuklar matematik dersinden çıktıkları sınıfta değil, o atmosferi soluyacakları özel bir alanda müzik yaptıklarında, ellerindeki enstrüman ne olursa olsun, aldıkları verim ve keyif katbekat artacaktır.

Yorumlar