Ana sayfa » Müzik Eğitimi » Sanat Nedir ve Neden Vardır?
sanat-kapak

Sanat, insanlık tarihinin başlangıcından bu yana duygu, düşünce ve hayal gücünün dışavurumu olarak varlık göstermiştir.

1. Giriş: Sanatın Tanımı ve Kapsamı

Sanat, en genel tanımıyla bir duygunun, tasarımın veya güzelliğin anlatımında kullanılan yaratıcı süreçlerin tamamıdır. Etimolojik olarak Latince “ars” (uzmanlık, beceri) ve Yunanca “techne” (ustalık) kelimelerinden türeyen sanat, başlangıçta sadece zanaat ve teknik beceriyle ilişkilendirilmiş olsa da, Rönesans sonrası dönemde estetik bir değer taşıma amacı gütmeye başlamıştır.

İdealist bir yaklaşımla Hegel’e göre sanat, “tinin (ruhun) duyusal formda görünüşüdür.” Modern estetikte ise sanat, bireyin dış dünyayı kendi öznel süzgecinden geçirerek yeniden inşa etmesi süreci olarak kabul edilir.

2. Sanat Dalları ve Sınıflandırma

Sanat dalları, kullanılan malzemeye, hitap edilen duyu organına ve icra yöntemine göre geleneksel olarak üç ana başlık altında toplanır.

2.1. Plastik (Görsel) Sanatlar

Maddenin biçimlendirilmesi esasına dayanan ve mekân içinde yer kaplayan sanatlardır. Genellikle göze hitap ederler.

  • Mimari: Estetik ve fonksiyonelliğin birleştiği yapı sanatıdır. (Örnek: Mimar Sinan’ın Süleymaniye Camii)

  • Resim: Çizgi ve renklerin bir yüzey üzerine işlenmesidir. (Örnek: Leonardo da Vinci’nin Mona Lisa tablosu)

  • Heykel: Üç boyutlu formların taş, metal veya kil gibi malzemelerle oluşturulmasıdır. (Örnek: Michelangelo’nun Davut Heykeli)

  • Kabartma ve Gravür: Yüzeylerin oyulması veya yükseltilmesiyle yapılan tekniklerdir.

2.2. Fonetik (İşitsel) Sanatlar

Sese ve söze biçim veren, zamana yayılan sanatlardır. Doğrudan işitme duyusuna hitap ederler.

  • Müzik: Sesin perde, ritim ve tını aracılığıyla düzenlenmesidir. (Örnek: Ludwig van Beethoven’ın 9. Senfoni‘si)

  • Edebiyat: Dilin estetik bir amaçla, kurgusal veya öğretici metinler halinde kullanılmasıdır. (Örnek: Dante’nin İlahi Komedya‘sı)

2.3. Ritmik (Dramatik/Karma) Sanatlar

İnsanın kendisini bir hareket veya eylem içinde ifade ettiği, genellikle hem görselliği hem de işitselliği barındıran sanatlardır.

  • Tiyatro: Olayların sahnede izleyici önünde canlandırılmasıdır. (Örnek: Shakespeare’in Hamlet eseri)

  • Dans: Vücudun estetik bir ritimle hareket ettirilmesidir. (Örnek: Çaykovski’nin Kuğu Gölü Balesi)

  • Sinema: Hareketli görüntülerin ve sesin teknolojik imkânlarla birleştirilmesidir; genellikle “Yedinci Sanat” olarak adlandırılır. (Örnek: Orson Welles’in Yurttaş Kane filmi)


3. Sanatın İşlevsel ve Toplumsal Boyutu

Sanat sadece bireysel bir dışavurum aracı değil, aynı zamanda toplumsal bir hafıza ve iletişim biçimidir. Sanatın işlevlerini üç ana grupta toplamak mümkündür:

  1. Estetik İşlev: Bireyde güzellik duygusu ve haz uyandırmak.

  2. Bilişsel İşlev: Dünyayı ve insan doğasını anlama/anlatma çabası.

  3. Eğitsel ve Dönüştürücü İşlev: Toplumsal farkındalık yaratarak bireyleri ve toplumları dönüştürme potansiyeli.

4.Bir “Ayna” Olarak Sanat: Gerçekliğin Yansıması

Sanatın ayna olma işlevi, onun tanıklık etme ve kaydetme gücüyle ilgilidir. Sanat, toplumun kendisine bakmasını sağlar; ancak bu her zaman “güzel” bir görüntü değildir.

  • Toplumsal Hafıza ve Belgeleme: Sanat, yaşandığı dönemin ruhunu (Zeitgeist) dondurur. Siyasi baskılar, kıtlıklar veya kültürel dönüşümler bir aynadan yansır gibi sanat eserinde belirir.

  • Görünmeyeni Görünür Kılma: Toplumun halı altına süpürdüğü, görmezden geldiği yoksulluk, adaletsizlik veya yozlaşma gibi unsurlar sanat aracılığıyla topluma geri yansıtılır. İzleyici, esere baktığında aslında kendi gerçeğini görür.

  • Öz-Yansıtma (Bireysel Ayna): Sanat sadece topluma değil, bireyin kendi iç dünyasına da ayna tutar. Kişi, bir şiirde veya tabloda kendi bastırılmış duygularını bularak kendisiyle yüzleşir.

Örnek: Francisco Goya’nın “Savaşın Felaketleri” gravür serisi, savaşın ihtişamını değil, vahşetini ve acısını tüm çıplaklığıyla topluma yansıtan dev bir aynadır.


5. Bir “Silah” Olarak Sanat: Değişim ve Direniş

Sanatın silah olma işlevi, onun dönüştürme ve yıkma gücüyle ilgilidir. Bu noktada sanat artık sadece bir görüntü sunmaz, izleyiciyi harekete geçmeye zorlar.

  • Statükoyu Sarsma: Yerleşik düzenin, otoritenin ve dogmaların sorgulanması için sanat bir saldırı aracıdır. Mizah, yergi ve protesto sanatın en keskin mermileridir.

  • Farkındalık ve Seferberlik: Sanat, kitleleri ortak bir duygu etrafında birleştirerek siyasi veya sosyal bir değişim başlatabilir. Bir marş, bir afiş veya bir sokak tiyatrosu, ordulardan daha etkili bir propaganda aracına dönüşebilir.

  • Kültürel Hegemonyaya Karşı Direniş: Egemen kültürün dayattığı anlatılara karşı, sanatçılar kendi yerel veya alternatif anlatılarını bir savunma ve saldırı mekanizması olarak kullanırlar.

Örnek: Pablo Picasso’nun “Guernica” tablosu. Picasso’ya bu tabloyu gören bir Alman subayının “Bunu siz mi yaptınız?” diye sorması üzerine, sanatçının “Hayır, siz yaptınız!” cevabını vermesi, sanatın nasıl bir etik silaha dönüştüğünün en somut örneğidir.

Günümüzden Bir Örnek: Sokak Sanatı ve Banksy

Modern dünyada bu kavramın en iyi temsilcilerinden biri Banksy‘dir. Banksy, bir duvar resmiyle hem modern şehrin tüketim çılgınlığını bize bir ayna gibi yansıtır hem de o resmi otoriteye karşı bir silah (ironi ve yergi) olarak kullanır.

Sanatın bu “tehlikeli” ve “iyileştirici” gücü, tarih boyunca diktatörlerin sanatı kontrol etme isteğinin de temel sebebidir. Çünkü ayna gerçeği söyler, silah ise düzeni değiştirir.


Kaynakça:

  • Gombrich, E. H. (1950). Sanatın Öyküsü.

  • Collingwood, R. G. (1938). The Principles of Art.

  • Tunçalı, M. (2010). Estetik ve Sanat Kuramları.

Yorumlar