Müzik Bilimi Nedir?

Ekleyen:
sonat

    Müzikoloji müzik bilimidir. En geniş anlamıyla müzikle ilgili her türlü bilgi alanını araştıran bir bilim dalıdır. Bazılarına göre müzikte “icra ve bestecilik dışındaki tüm dalları kapsar” yaklaşımı eksiktir. Çünkü müzikoloji “icra ve besteciliği” de kapsayan bir bilim alanıdır. Tarih bilimleri, Felsefe bilimleri gibi çoğul kullanım olamıyacağı gibi “müzik bilimleri” gibi bir kullanım da doğru değildir

Günümüzde özellikle Kuzey Amerika’da anlam değişikliğine uğramış ve müzik tarihinin incelenmesi olarak algılayanlar olmuştur. Bununla birlikte genellikle, müzikoloji yani müzik bilimi, bilimler sınıflandırmasında bağimsız bir bilim alanının adı olarak kabul edilmektedir. Müzikolojinin alt dalları olan “müzik teorisi”, “müzik tarihi” ve “etnomüzikoloji”nin 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren bağımsızlıklarını ilan etme çabaları olmuşsa da bugün bu üç dal hala müzikolojinin alt başlıkları olarak değerlendirilmektedir Hatta etnomüzikolojiyi müzik tarihinin içinde görüp ayrı bir araştırma alanı olarak kabul etmeyenler de vardır

Müzik Bilimi’nin Tarihi
Müzikoloji’nin ilk olarak “müzik bilimi” anlamındaki kelimenin geçtiği Jahrbuch für musikalische Wissenschaft (1863) adlı eseriyle Friedrich Chrysander tarafından kurulduğu kabul edilir (Randel, The new Harvard Dictionary of Music s. 521). Müzikolojinin o sıralarda henüz kendine özgü bir araştırma metodu yoktu. Eski yöntemlerle araştırmalarını yapıyordu. Üniversitelerde, konservatuarlarda ve özel okullarda müzikoloji öğretimi başlayınca kendine özgü bilimsel metotlar geliştirdi. Büyük müzikbilimi okulları yöntemleriyle birbirinden ayrılırlar. Büyük Britanya organoloji, Fransa arşiv çalışmalarına, tarihlemeye, Almanlar daha çok uslup karşılaştırması, biçimsel çözümleme (analiz), estetik ve yayınlar konusuna ağırlık vermişlerdir. Bu şekilde İtalya ve İngilizler gibi diğer Avrupa ülkelerinin de müzikolojik çalışmalara farklı eğilimleri vardır.

Müzikolojinin kurulmasını sağlayan Germen ülkeleri müzik biliminde önemli eserler hazırladılar. A. W. Ambros (1816-1876) ve H. Riemann (1849-1919), “Guido Adler” (1855- 1941), F. Blume (1893-1975) önemli müzikbilimi eserleri, külliyatlar hazırladılar. Adler müzikolojinin metotları, amaçları, sistematize edilmesi gibi konularda önemli fikirler ileri sürmüştür. XIX. yy. bilginleri arasında August Wilhelm Ambros, Geschichte der Musik (5 cilt, Leipzig 1862-82) adlı geniş çaplı bir eser yazmış ayrıca Bach, Händel gibi bestekarların eserlerini de edite etmiştir. F. Blume’nin yöneticiliğinde yapılan Die Musik in Geschichte und Gegenwart (geçmişte ve günümüzde müzik) adlı eseri Alman müzikolojisinin gurur kaynağıdır. Almanlar müzik estetiğinde Stutgart ekolünü oluşturmuşlardır.

Fransa’da ilk büyük müzik biyograficisi, bibliyografici ve eleştirmen François J. Fetis’dir (1784-1871). Daha sonra Raphael Kiesewetter’in müzik tarihi, Albert Lavignac (1846-1942) ansiklopedik çalışmaları ile A. Pierro (1869-1943) modern Fransız müzikolojisinin kurucusu olarak bilinirler. İtalya’da G. M. Gatti (1892-1973) İtalyanca müzik sözlüğü, C. Sartori (1913- ) müzik ve müzisyenler sözlüğü ile birlikte Ansiklopedi ve kataloglarıyla ünlü oldular. İngiltere’de Oxford ve Cambridge çok zengin müzik arşivleriyle ünlüdürler. Opera tarihi üzerine çalışmalarıyla E. J. Dent (1876-1957), bir müzik ansiklopedisi ve müzik tarihine giriş çalışmasıyla J. Westrup (1904-1975), müzikoloji eseriyle D. Stevens (1922- ), bir müzik tarihi ile birlikte müzik yazmaları üzerine çalışmalarıyla bilinen G. Reaney (1924- ) burada çalışan büyük müzikologlardır. G. Grove’nin (1820-1900) müzik ve müzikçiler sözlüğü ölümünden sonrada yenilenerek birçok kez basılmıştır.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ABD’ye göçen Alman müzikologlar yeni teknik olanaklarla bilimsel müzikolojiyi ABD’ye taşımışlardır (Randel, The New Harvard Dictionary of Music, s. 522). ABD’de müzikolojinin kurucusu Library of Congress’in müzik bölümünü ve The Musical Quarterly dergisini yöneten Oscar G. T. Sonneck’tir (1873-1928). Amerikan müziği üzerine bibliyografya ve katalog çalışması yapmıştır. Harvard üniversitesi için bir müzik sözlüğü hazırlayan (Randel, The New Harvard Dictionary of Music, s.522) müzikolog Don Michael Randel’e göre ABD’de müzikoloji Cornell Universitesi’nde 1930’da Otto Kinkeldey tarafından kurulmuştur. Amerikalı müzikolog Baary S. Brook birçok müzikolojik çalışmanın yöneticiliğini yapmıştır.

Bununla birlikte müzikoloji sahasında önemli adımlar atan başkaları da olmuştur. Babillilerin (Sümerlerin) müzik ve çalgılarını Galpin Gün ışığına çıkarmıştır. Ortaçağ müzik anlayışını modern zamana göre açıklayan Cousmaker’dır. Müziğin simgeleri üzerinde önemli çalışmaları ve çözümlemeleri Max Schneider yapmıştır. Bütün bu müzikologlar geniş bir kültürle birlikte bilim araştırmalarını seven ve sebep-sonuç ilişkisini sentez yapabilen kişilerdir.

Recep Uslu’nun Müzikoloji ve Kaynakları (İstanbul İTÜ Vakfı Yay 2006) araştırmasında belirttiği gibi XX. yüzyılın başlarına doğru Müzikoloji’nin çalışma alanı yalnızca Avrupa müziği olmamıştır Doğu müziği, Türk müziği Afrika müziği de müzikologlar tarafından araştırılmıştır Ancak evrim teorisinin ve felsefesinin etkisinde kalan bir kısım müzikologlar bu durumu kabul etmeyip Müzikolojinin çalışma alanını Avrupa müziğiyle sınırlayıp diğer müzikleri ilkel niteleyerek onların müzikolojinin değil yeni bir bilim dalı olarak ileri sürdükleri Etnomüzikoloji’nin çalışma alanı olarak görmek istediler XX. yüzyılın ortalarında bu görüş bazı müzikologlarca kabul edildi. Ancak XX. yüzyılın sonlarına doğru yapılan çalışmalar hiçbir müziğin ilkel olarak nitelenemeyeceğini gösterince “Etnomüzikoloji”nin, Avrupa dışındaki diğer müzikleri inceleyen etnomüzikologlar kültürel müzikolojiyi araştırma alanı olarak benimsediler.

Bugün gelinen noktada ise genel kabule göre Müzikoloji bağımsız bir bilim dalıdır Müzik tarihi müzik teorisi gibi alt dallara müzik mitolojisine kadar varan araştırma alanına sahiptir. Bazıları “Etnomüzikoloji”yi “müzik tarihi”nin içinde bir araştırma alanı olarak kabul etmektedirler. Bununla birlikte Dünya müzikleri, “Karşılaştırmalı müzikoloji”, “Kültürel müzikoloji” gibi adlandırılan alanlar da yine müzikolojinin alt dalı olan başlıklardır. Ayrıca bk. Türkiyede Müzikoloji, Müzikoloji Metodolojisi,

Müziğin Tarihçesi
Eski Hint Uygarlığı’na göre müziği, Tanrı Brahma’nın karısı Sarasvati bulmuş. Mısırlılar ise müziği yaratan tanrının Hermas, Osiris ve Horus olduğuna inanırlarmış. Yunanlılar ve Romalılar’a göre ise müzik Apollon, Minerve ve Mercure adlı tanrılar tarafından yaratılmış. İlkçağın en önemli şairlerinden Lucretius, bu inanışlara karşı gelmiş, müziğin tanrı icadı değil, kuş sesi, rüzgar gibi doğa seslerinin taklidinden oluştuğunu söylemiş.Müzik kelimesinin kökeni de Yunan Mitolojisi’ne dayanıyor. Mus veya Musa adı verilen, her biri ayrı bir çalgı çalan dokuz küçük tanrıçanın yaptıkları eyleme müzik denmiş. Bütün bunlar içinde Lucretius bana çok daha anlamlı geliyor.

Bizim Deniz’e geri dönelim. Bir Ay önce beraberce Antalya’ya bir ziyaret yaptık. Değerli ustam Fikret Otyam ve eşi Filiz Otyam da, kızımızdaki bu müzik tutkusunu keşfettiler. Filiz Hanım’ın ağlarken bile şarkı söyler gibi yapan Deniz’e aldığı darbuka, küçük kızımızın hoşuna gitse de, tahmin edeceğiniz gibi Antalya ziyareti sonrasında bizi biraz olumsuz etkiledi.

Televizyonun insan hayatının tümünü işgal ettiği bu dönemde insanı yaşamın diğer alanlarına, renklerine ve tatlarına çekecek ilginin neredeyse tamamının müziğe endekslenmesi ve toplumun büyük bölümünün müzisyenliğe özendirilmesi yeni Mozart’lar yaratır mı bilemiyorum. Ancak görünen o ki, müzik artık popüler kültürün en önemli öğesi. Dinlediğimiz müzik, giyim tarzımızdan yediğimiz yemeğe kadar hayatımızın her alanına nüfuz ediyor. Arkadaşlarımızı bile dinlediğimiz müziğe göre seçiyoruz. Hatta müziğe göre bir sınıf oluşturuyoruz. Ya rockçı oluyoruz ya popçu ya arabeskçi oluyoruz ya da fazlasıyla klasik takılıyoruz.

Dün yazılı basında, seçim kadar önemli bir olayda bile, televizyonlarımızın izlenme oranlarında en yüksek değerleri, halkımızın müzik dünyasına katmayı arzuladığı yarışmacıların programları elde etmiş. Tabii bu sadece Türkiye için geçerli değil, gelişmekte olan bütün ülkelerde ve gelişmiş ülkelerin izlenme oranlarını belirleyen varoşlarında da aynı. Bu yeni oluşumun en büyük mağdurları da müzik emekçileri. En çok şikayetler de onlardan duyuluyor.

Recep Uslu’nun araştırmalarına göre müzik tarihi kendine ait metotlara sahip olmakla birlikte, genellikle tarih metodolojisini kullanır. Metodolojik anlamda müzik tarihi araştırmaları müzikolojinin kurulduğu yıllarda başlamıştır. alan araştırmaları, güncel müzik tarihine girmektedir. Türe, ülkelere, coğrafi bölgelere, insan toplumlarına ve konularına göre müzik tarihi yazılabilir. Müzik tarihi metinlerinde araştırılan konunun terimlerine bağlı kalmak kabul edilen esaslardandır.

Bu yazıyı beğendiniz mi?
  • İnanılmaz
  • Çok İyi
  • Üzgün
  • Sinirli
  • Sıkıcı
  • Yaani
Kategori:
Eğitim · Genel · Müzik Eğitimi
Paylaşım